Basketbol, Diğer Sporlar, Dünya, Futbol, Voleybol

Spor medyasına yeni bir soluk | Serbest Atış: “Sporda ve spor medyasında kadın-erkek eşitliğine dair yapılanlar göstermelik ve yetersiz”

Armağan Tezel

“Eşit Spor” sloganı ile toplumsal cinsiyet eşitliği temelli spor içerikleri üretmek amacıyla yola çıkan Serbest Atış platformu ile oluşumlarını ve sporda ve spor medyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini konuştuk.

Türkiye’de ana akım ve dijital medyadaki erkek egemen spor programları ile spor anlayışı yerini koruyor ve hatta daha güçlü bir şekilde ilerliyorken, bunların aksine toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alarak yayım yapan oluşumlar da yavaş yavaş hayata geçiyor.

Serbest Atış da onlardan biri. Yayım hayatına Temmuz ayında başlayan Serbest Atış’ın sloganı “Eşit Spor”.

İçeriklerini Eşit Spor sloganı ile toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde oluşturan Serbest Atış, okurlarına geleneksel ve modern sporların hemen hepsine dair oluşturduğu içerikler ulaştırıyor. Özellikle son dönemde dijital alanda yükselişe geçen ve radyo yayımcılığını anımsatan podcast programları da bir o kadar dinleyenlerine keyif veriyor.

Serbest Atış ekibinden Burcu Biçer, Barış Korkmaz ve Berkhan Günaydın ile Serbest Atış platformunun kuruluşunu, içeriklerini ve spor ile spor medyasında toplumsal cinsiyet eşitliğini konuştuk…

“Branş ve kimlik ayırt etmeksizin tüm hikayelere eşit yaklaşıyoruz”

Siz kimsiniz? Nasıl bir araya geldiniz? Sizi hiç tanımayan birine kendinizi nasıl tanıtırsınız?

Barış Korkmaz: Kadir Has Üniversitesi Spor Çalışmaları Merkezi’nin 15 yıldır yürüttüğü Spor İletişimi Sertifika Programı 2019-20 dönemi öğrencileriyiz hepimiz. Sınıf ortamında tanışıp kaynaştıktan sonra hepimizin spor içeriklerine ve hikayelerine duyduğu ilgiyi ve tutkuyu bir platform aracılığıyla yaşatmak istedik. Programın koordinatörlüğünü Bağış Erten hocamız üstleniyor. Branş ve kimlik ayırt etmeksizin tüm spor hikayelerine eşit mesafede yer alarak bunları paylaşmaya, yaşatmaya çalışan ve ülkemizde spor kültürünün daha da zenginleşmesi için gayret gösteren bir ekip olarak tanımlayabiliriz kendimizi.

Yeni yapılanmış bir oluşum olarak bu işe kalkışırken ve/veya oluşum aşamasında zorluklarla karşılaştınız mı? Karşılaştıysanız bunlar neler oldu?

Burcu Biçer: Karşılaştık. Hepimizin farklı geçmişleri var, birbirini yeni tanıyan insanlar olarak bir araya gelme süreci zaman aldı. Tam kadro oluştu, ders çıkışı toplantılar yapıp fikir ve içerikler düşünüp  başlıyoruz derken pandemi oldu ve evlere kapandık. Program da bir süre ara verdi sonra online olarak devam ettik çoğu şey gibi. İsim ve slogan kısmına karar vermek de epey zaman aldı.

“İçeriklerimiz illa gündem odaklı değil de merak ettiklerimiz üzerine”

Sporun hemen hemen tüm dallarıyla ilgili kaliteli ve konunun derinine inen paylaşımlar yaptığınızı gözlemliyorum. Sporun geneline olan tutkunuzu neye borçlusunuz?

Barış Korkmaz: Bence en önemli şey ön yargılı olmamak. Bizde ne yazık ki oturmuş bir spor kültürü yok. O yüzden, bir spor dalına ne kadar tutkulu olacağı biraz kişinin özverisine kalıyor. Spor platformlarının bu zamana kadar göz ardı edilen branşlara daha çok alan açması gerekiyor. Ben bir kafeterya ortamında Wimbledon 2019 finalini izlemiştim. Orada bulunanların çoğu tenise ilgisi olmayan insanlardı. Maç başlarken ilgi göstermezlerken heyecan artınca ilgileri uyandı ve kendi aralarında sayıların nasıl olduğunu, hakemin neye göre karar verdiğini konuşmaya başladılar ve bir süre sonra ortamda alkışlar, bağırtılar kopmaya başladı. İnsanlar tanımadıkları branşlarla yeterince içli dışlı olabildiklerinde ilgileri ve tutkuları artış gösterebiliyor.

Burcu Biçer: Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederiz. Hepimiz farklı alanlardan gelen insanlarız. Ekip edebiyat, müzik, iletişim, mühendislik, hukuk alanlarında çalışan insanlardan oluşuyor. Herkesin sporla ilişkisi farklı ve sporun her şeyiyle ilgilenen bir topluluk. Spor alanının içerisindeki dinamiklerin dışında hikayesi, müziği, teması, ekonomisi ya da spor kültürünü oluşturan başka öğeler de merak uyandırıyor bizim için. Bu merak da tutkuya dönüşüyor. İçeriklerimiz illa gündem odaklı değil de merak ettiklerimiz üzerine.

“Sporda ve spor medyasında kadın-erkek eşitliğine dair yapılanlar göstermelik ve yetersiz”

Kendinizi ve oluşumunuzu “Eşit Spor” sloganıyla ifade ediyorsunuz. Eşit spordan kastınız spor dalları arasındaki eşitlik mi yoksa kadın-erkek arasındaki eşitlik mi? Veya her ikisi de mi?

Berkhan Günaydın: Sloganı, bir topluluğun veya oluşumun kendini dış dünyaya en kısa biçimde tarif etmesi olarak niteleyebiliriz. Bu sloganın da oluşumumuzu olabilecek en iyi şekilde yansıttığını düşünüyoruz. “Eşit Spor” sloganında tabii ki bu platformun bütün sporlara eşit ağırlık vereceği vurgusu önemli; fakat sizin de tahmin ettiğiniz gibi bununla sınırlı değil. Burada her türlü eşitlikten bahsediyoruz. Hem spor dalları arasında hem de cinsiyet, ırk, din ve diğer her türlü kimlik tanımlamasında eşitlikten yanayız. Yazdığımız yazılara ve yaptığımız diğer paylaşımlara da bunu yansıtmaya çalışıyoruz.

Burcu Biçer: Spor alanında ve medyasında içeriklerde göz ardı edilen bir konu bu. Bir şeyler yapmaya çalışılıyor fakat çok göstermelik ve yetersiz. Ekibi bir araya getiren şeylerden biri de bundan rahatsız olmamız. Sürekli aynı kişilerin çoğunlukla futbol ve basketbol ekseninde konuşması, yazması bana sıkıntılı geliyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğunu erkekler oluşturuyor. Eşit spor sloganı için düzen sağlamak da zor fakat ben kendime alan açmak için bu ekiple yola başladım, aynı şekilde ekip arkadaşım Merve Dündar da alanını yaratmak adına ekibimizin bir parçası.

“Eşitlik” kavramını benimseyerek, ülkemiz şartlarında ne yazık ki zorlayıcı ve hatta bazı kesimlerce tepki bile çeken/çekebilecek bir slogan ile yayın hayatınıza devam etmektesiniz. Öncelikle siz de böyle bir ön yargının olduğunu düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız bu ön yargıyı kırmak için neler yapılmalı?

Burcu Biçer: Eşitlik kelimesini görünce tepkili olabilecek kesim söz konusu tabii fakat bunun sadece ön yargıyla alakalı değil nefret ve ayrımcılıkla ilgili olduğunu da düşünüyorum. Erkek olmayanların spor konuşmasından rahatsız olan, yeterliliğini sorgulayan tavırlar var. Sürekli daha fazlasını kanıtlamak zorundayız. Aynı şekilde saha içinde de kadın ve LGBTİ+‘ların başarılarının başka etkenlere bağlı olduğu yansıtılıyor. Ön yargıyı kırmak için ise Serbest Atış’ı takip etmelerini tavsiye edebilirim.

Berkhan Günaydın: Sloganın tepki çekeceğini söylemek çok doğru olmaz. Sonuçta lafa gelince herkes eşitlikten yana ancak yazılar okunduğunda, dediğiniz gibi bir tepki ortaya çıkabilir. Bu tip tepkiler ise bizim için herhangi bir şey ifade etmiyor. Her türlü ayrımcılığın karşısındayız ve bunun tartışılmasının bile abesle iştigal olacağını düşünüyoruz. Bazı kesimler rahatsız oluyor diye doğru olduğunu bildiğimiz şeyleri söylemekten/yazmaktan çekinecek değiliz.

Sorunuzun ikinci kısmına gelecek olursak; ülkemizde maalesef her türlü ön yargı mevcut. Günün sonunda, Türkiye Süper Ligi’nin yayın haklarını elinde bulunduran platformun bir spikeri çıkıp “kadınlar futbolda olmamalı” deme cüretini gösterebiliyor. Biz bunu bile aşamıyorken, örneğin bir sporcunun kendini korkusuzca ifade etmesini nasıl bekleyebiliriz? Halil İbrahim Dinçdağ’ın eşcinsel olduğu için hakemlik lisansı iptal edilirken diğer eşcinsel spor insanlarının cinsel kimlik baskısı altında olmadan yaşamasını nasıl bekleyebiliriz? Örnekler çoğaltılabilir. Bu ön yargıyı kırmak için ise öncelikle böyle bir ön yargı olduğunun farkında olmak ve bunu kabul etmek gerekiyor. Biz daha böyle ön yargılarımızın olduğunun farkında bile değiliz.

“Dünyaca ünlü sporcuların desteği olmadan bu soruna farkındalık yaratabilmek oldukça zor”

Sporda cinsiyet eşitliği konusunda sporcuların birlik olabildiğini ve gerekli sesi çıkarıp farkındalık yaratabildiğini düşünüyor musunuz?

Berkhan Günaydın: Son yıllarda birtakım çabalar var ancak kolektif bir çabanın oluşabildiğini söylemek maalesef mümkün değil. Örnek olarak Norveçli milli futbolcu Ada Hegerberg ve ABD Kadın Milli Takımının eşit ücret mücadelesini gösterebiliriz. En önemli girişimin ise Juan Mata’nın öncülük ettiği Common Goal projesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu fon, cinsiyet eşitliği de dahil olmak dünya çapında pek çok sosyal proje gerçekleştiriyor ve dünyaca ünlü pek çok futbol insanını bünyesinde barındırıyor. Bunun dışında ise sporcuların birlik olabildiğini söylemek çok zor. Bu konuda da başlıca görev ayrıcalıklı sporculara düşüyor. Dünyaca ünlü sporcuların desteği olmadan bu soruna farkındalık yaratabilmek oldukça zor. Sonuçta bu sporcular sürekli göz önünde ve yarattıkları etki bambaşka boyutlarda ancak çoğu büyük sporcunun bu konuda ses çıkarmadıklarını görüyoruz. Belki de konunun ikircikli olduğunu düşünüyorlar ve susup toplarını oynamayı tercih ediyorlar ya da konu kendilerini fazla ilgilendirmediği için rahatlarını bozmak istemiyorlar.

“Eşitlik konusunda gelecek için umutlu değiliz, uğraştırıcı bir mücadele bizi bekliyor”

Gelecekte sporu ve spor medyasını nasıl görüyorsunuz? Sizce önümüzdeki yıllarda, talep edilen eşitlik sağlanabilecek mi?

Barış Korkmaz: Şu anki ortamın biraz ayrımcılığa ya da dışlayıcı olmaya teşvik edici yanları olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla çok umut verici olduğunu söyleyemem. Yoğunlukla takip edilen haber sitelerinin ya da sosyal medya hesaplarının etkileşim uğruna spor dalları ya da sporcular konusunda olumsuz algı yaratma gayreti içerisinde olduğunu görüyorum. Örneğin, yakın zamanda İstanbul Challenger Cup turnuvası vardı. Altuğ Çelikbilek tur atladığında haber yapılmazken Marsel İlhan elenince direkt “Marsel elendi” haberleri paylaşılmaya başlandı. Durum böyle olunca bu paylaşımın arka planında tenise duyulan ilgi olmadığını görebiliyorsunuz. Benzer bir şey başkalarını yargılamaya teşvik ederek de gerçekleşiyor. “X sporcu üç çocuk sahibi olduğu sevgilisiyle evlenme kararı aldı” şeklinde haberler görebiliyorsunuz. İnsanları başkalarını dışlama konusunda cesaretlendiren bir başka örnek de bu. Bu platformlara çok önemli markaların sponsor olduğunu da görüyoruz. Kısa süre içerisinde bu etkileşim odaklı yaklaşımın değişeceğini düşünmüyorum.

Burcu Biçer: Eşitlik konusunda adımlar atılacaktır fakat bunların yine uğraştırıcı bir mücadeleden geçtikten sonra sağlanacağını düşünüyorum.  Bisiklet camiasında kadın yarışçıların tek günlük yarışları ve mesafelerin kısalığı bile tartışılır durumda. Bu sene La Course’un 96 km’de koşulması bayağı konuşuldu. Yine uzun bir mücadele sonucu 2022 için iki haftalık bir kadın turu planlaması söz konusu. Heyecanla bekliyoruz, güzel gelişmeler.

“Serbest Atış’ı hayata geçirmemizin sebeplerinden biri de LGBTİ+ görünürlüğünü arttırmaktı”

Platformunuzda LGBTİ+’lara yönelik içerikler de görebilecek miyiz?

Burcu Biçer: Bizim böyle bir alan açmamızın önemli sebeplerinden bir tanesi de LGBTİ+ hakları, görünürlüğü ve sesinin önceliklerimizden olması.

Barış Korkmaz: Ayrım gözetmeksizin tüm sporcuların hikayelerine yer vermek bizim tam olarak yapmak istediğimiz şey. LGBTİ+’lar hayatın her alanında olduğu gibi spor alanında da ayrıcalıklı olan kesimin sahip olduğu olanaklardan uzak bir durumdalar maalesef. Onların hikayelerine ve mücadelelerine platformumuzda yer vermeyi çok önemsiyoruz. Yakın zamanda Berkhan’ın Sue Bird’ün kariyerini ve yaşamını ele alan bir yazısını paylaştık. Bu yalnızca bir başlangıç tabii ama devamını da getireceğiz.

Son olarak, sizi takip eden ve/veya yeni tanışan okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

Anıl Kantemir: Dünyada sporun derinliklerinde kalmış fazlasıyla hikaye olduğu bir gerçek. Benzer şekilde gündeme gelmiş ama üzerinde yeterince düşünülmeyen pek çok konu da mevcut. Biz bunları yazılı ve işitsel içeriklerle sunarken salt bilgi bombardımanı ile tekdüze aktarmaktan kaçınıyoruz. İçeriklerimizde sporu farklı disiplinlerle harmanlamaya özen gösteriyoruz. Çok okuyan bir ekibiz, farklı dallarda eğitim almış insanlarız ve bunları da tutkumuz olan spor içeriklerinde yansıtmaya çalışıyoruz. Sadece gündemi meşgul eden spor dallarını değil, resmin bütününe bakmak isteyen, herhangi bir paylaşım yaparken popülizmden kaçan; edebiyat, tarih, politika, müzik gibi branşlarla ilgilenen ve spor içeriklerinde bunların sentezlenerek sunulmasını bekleyen özetle eşitliği merkezine alarak spor kültürüne dair içerik arayışındaki herkesi Serbest Atış’ı takip etmeye davet ediyoruz.

İlginizi Çekebilir

...
Belçika’da Kadın Basketbol Milli Takımı hakkında homofobik ve cinsiyetçi ifadeler kullanan yorumcuya ekran yasağı
...
Tokyo 2020’de Kanada’nın tüm madalyaları kadın sporculardan
...
Tokyo Olimpiyat Oyunları: Kadın sporcuların ‘cinsellik çağrıştıran’ görüntüleri yayımlanmayacak
...
Japon LGBTİ+ aktivistleri, Olimpiyat Oyunları’nın LGBTİ+ Eşitlik Yasası için hükümeti baskı altına alabileceğini söylüyor

SOSYAL AĞ

Popüler Haberler

...
Fatih Terim’den trans kadın Selin Ciğerci ile evli olan Tuzlasporlu futbolcu Gökhan Çıra’ya transfobik gönderme

1755 kere okundu.

...
12 yaş altı kız futbol Takımı erkekler liginin şampiyonu oldu

1595 kere okundu.

...
Başörtülü sporsevere linç girişimi: “Tesettür böyle zulüm görmedi”

1590 kere okundu.