Diğer Sporlar, Dünya

“Doktorum bana bir daha asla yürüyemeyeceğimi söyledi, annem ise yürüyeceğimi. Ben anneme inandım.”

Alan Savunması

Tarihten Bir An: 1960 Olimpiyat Oyunları’nda Üç Altın Madalya Kazanan İlk Amerikalı Kadın Sporcu Wilma Rudolph.

Amerikalı Wilma Rudolph’un, çocukken geçirdiği çocuk felcinden sonra dünyanın en hızlı kadını olma ihtimali imkansız bir hayal olarak görünüyordu.

“Doktorum bana bir daha asla yürüyemeyeceğimi söyledi, annem ise yürüyeceğimi. Ben anneme inandım.”

Ayşe Ongun, The Telegraph’tan Vicki Hodges’un kaleme aldığı yazıyı çevirdi.

Beş yaşında çocuk felci geçirdikten sonra, çocukluğunun büyük bir kısmında bacak ortezi takan Amerikalı Wilma Rudolph’un “dünyanın en hızlı kadını” olması imkânsız bir hayal olarak görünüyordu. Genç yaşta anne olmasını da ekleyince, hayatının sonunda film olarak çekilmesi şaşırtıcı değil.

Prematüre olarak iki kilo ağırlığında doğan ve çocukluğu boyunca akciğer iltihabı ve kızıl hastalığı geçiren Rudolph sol bacağına taktığı ortezin getirdiği kısıtlamalarla başa çıkmakta zorlanıyordu. En azından yirmi bir kardeşinin kendisine yardımcı olmasını ve kendisiyle ilgilenmesini isteyebiliyordu. Rudolph’un kardeşleri fiilî fizyoterapist haline gelmişti, onun aksayan bacağına günde dört kez masaj yapma görevini aralarında paylaşıyor ve Rudolph’un ortezi ayarlamasına yardımcı oluyorlardı.

On iki yaşındayken onu kısıtlayan engelinden tamamen kurtuldu. Lise yıllarında kendisini basketbol sahasına attı. Kısa bir süre sonra lisedeki koçu ona atletizmi denemesini tavsiye etti ve böylece bir yıldız doğdu.

Wilma Rudolph (solda) | Fotoğraf: Wikimedia

On altı yaşındayken 1956 yılında düzenlenen Melbourne Olimpiyatları’nda ilk kez yarışan ve ABD Atletizm Takımı’nın en genç üyesi olan Rudolph 4×100 metre bayrak yarışında bronz madalya kazandı. Dört sene sonra Roma Olimpiyatları’nda dünya bir haftalık süreçte şoka uğradı. Rudolph 100 metre, 200 metre ve 4×100 metre bayrak yarışında bir değil, iki değil, tam üç altın madalya kazandı ve bu üç kategoride dünya rekoru kırdı. Rudolph böylece bir Olimpiyat Oyunları’nda üç altın madalya kazanan ilk Amerikalı kadın sporcu oldu.

Başarısı herkesi şaşırtmış ve başarıya hızla ulaşmışken, Rudolph Roma Olimpiyatları’nda elde ettiği şöhretten iki sene önce kızı Yolanda’yı doğurmuştu.

Roma Olimpiyatları’ndaki başarısından sonra, Rudolph küresel bir ikon haline geldi. ABD’ye dönerken kendisinden “önder” ve “kraliçe” olarak bahsediliyordu. Rudolph ülke çapında en çok tanınan Afrika kökenli Amerikalı kadınlardan biri oldu. Avrupa genelindeki yarışma yerlerinde atılan Olimpiyat sonrası turunu tamamladıktan sonra, Tennessee eyaletinde yaşadığı şehir Clarksville’de Wilma için 4 Ekim tarihinde karşılama töreni düzenlendi. Binlerce kişi sokakları doldurmuştu. Clarksville Belediye Başkanı’nın 4 Ekim 1960 tarihini “Wilma’yı Karşılama Günü” olarak ilan ettiği bu karşılama töreni, şehirde düzenlenen ilk kapsayıcı etkinlikti çünkü Rudolph daha önceden planlanan ayırıcı etkinliğe katılmayı reddetmişti.      

Hâlâ 100 metre, 200 metre ve 4×100 metre bayrak yarışında dünya rekorlarının sahibiyken ve gücünün zirvesindeyken 1962 yılında emekli olacak ve 1964 yılında Japonya’da düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’nda elde ettiği unvanları korumayı tercih etmeyecekti.

“İki altın madalya kazansam, yine de bir şeyler eksik kalacaktı. 1936 yılında Jesse Owens’ın kazandığı ünü ben de kazandım ve bu ün daima benimle birlikte olacak.”

Rudolph’un hayatı film oldu

Rudolph’un hikayesi film oldu, başrolünde Denzel Washington oynadı. | Fotoğraf: Bettman

Rudolph emekli olduktan sonra, lisans eğitimini tamamlamak için Tennessee Eyalet Üniversitesi’ne geri döndü. Kolejli atlet William Ward ile kısa süreli bir evlilik geçirdikten sonra, lise yıllarındaki sevgilisi ve kızı Yolanda’nın babası Robert Eldridge ile evlendi. 

Rudolph’un etkileyici hayat hikâyesi 1977 yılında iki saatlik bir televizyon filmi olarak çekildi. Bud Greenspan’in yönettiği filmde Shirley Jo Finney Wilma Rudolph’u, Denzel Washington ise Eldridge’i canlandırıyor.

Amerikalı çocukların gördüğü beden eğitimi dersine para desteği sağlamak için istekli olan Rudolph kâr amacı gütmeyen birçok kuruluşta çalıştı. Düşüncelerini dünyadaki yoksul bölgelerde, özellikle de iyi niyet elçisi olduğu Batı Afrika’da yaymak için çok istekli olan Rudolph spor organizasyonlarına katıldı, okulları ziyaret etti ve TV programlarına çıktı.

Bir keresinde Rudolph’a diğer atletlerin kendisiyle nasıl kıyaslandığı sorulduğunda, “tüm kategorilerde tek rakibinin kendisi” olduğunu söyledi. 1994 yılında beyin ve gırtlak kanserinden ölen Rudolph’un bıraktığı miras kurduğu vakıf aracılığıyla yaşamaya devam ediyor.

2004 yazında Amerika posta servisi yeni posta puluna Rudolph’un yüzünü basarak başarılarını kutladı. Bugün Rudolph’un hayatını konu edinen en az yirmi bir kitap altı-on dokuz yaş arasındaki çocuklar ve gençler için basıldı. Rudolph bizlere ilham verici bir hikâye bıraktı. (AO/ÖA)

İlginizi Çekebilir

...
ONSIDE Fonu: Sporda toplumsal cinsiyet adaleti için çabalayan tüm genç feministlere çağrı
...
Meksika’dan Almanya’ya Süslü Kadınlar Bisiklet Turu
...
Datça’da Süslü Kadınlar Bisiklet Turu: Sana ne istediğim gibi bisiklete binerim
...
Nicola Adams: Basında ‘biseksüel’ olarak anılmak sinir bozucu olmaya başlamıştı

Popüler Haberler

...
Başörtüsüyle spor yapan hâfıza linç girişimi: “İzlerken utandım, sen kadınsın, edebini bileceksin!”

510 kere okundu.

...
12 yaş altı kız futbol Takımı erkekler liginin şampiyonu oldu

455 kere okundu.

...
Dilara Gedikoğlu: Cinsiyet ayrımı sadece sporda değil toplumdaki çoğu noktada karşımıza çıkıyor

440 kere okundu.